Günümüzde Asya coğrafyasının bir kez daha ağırlık kazanmasıyla birlikte, Avrasya Bozkırı ile bu coğrafyanın göçebe devlet gerçekliği, tarih ve antropoloji alanlarından taşıp uluslararası ilişkiler, genel kamu hukuku, kamu yönetimi çalışanlar başta olmak üzere farklı uzmanlık kollarının ilgi alanlarına girmiş durumdadır. Öte yandan göçebe devlet olgusu, ülkemizin devlet/yönetim geleneğiyle doğrudan ilgili olan en temel konulardan biridir. Yaygın siyaset-yönetim kuramları ise devleti yerleşik toplumlara özgü bir toplumsal olgu olarak görmekte oldukça ısrarcıdır. Başta Tarih ve Türkoloji olmak üzere farklı uzmanlık alanlarında üretilmiş hem kuramsal hem tarihsel-olgusal bilgileri paylaşmak, bu olgu üzerine mevcut bilimsel birikimi tartışma ve değerlendirmeye tabi tutmak, hem ülkemizin yönetim geleneğini netleştirmek hem de güncel dünya yapılanmasına ilişkin görüşler geliştirmek için yararlı olacaktır.
Bu amaçla üç boyutlu bir çalıştay dizisi tasarlanmıştır.
İlk olarak, göçebe devlet olgusuna ilişkin temel kavramlarla tanımların ve kuramsal bilginin durumunu ortaya koymak üzere kısaca Yaklaşımlar adını verdiğimiz boyut ele alınacaktır. Kuramsal çerçevede başka pek çok alanda görülen Avrupamerkezci anlayışlar oldukça etkili olmuş görünmektedir. Devlete yerleşik toplumlar için geliştirilmiş görüşler çerçevesinde bakan bu eksen, göçebe toplumlarda devlet bakımından ya yokluk ya eksiklik görür. Genel olarak göçebe devlet bilgisi birincil-ikincil devlet, süreklilik-geçicilik, yerleşik toplumlarla etkileşim temaları çerçevesinde türev olgu olarak görülmekte, bununla birlikte türevciliğe karşı kayda değer karşı savlar ileri sürülmüş bulunmaktadır. Çalıştay’ın ilk amaçlarından biri göçebe devlet olgusuna ilişkin mevcut yaklaşımların bir arada görülüp değerlendirilmesi, başta Tarih, Türkoloji, Antropoloji gibi disiplinlerde ileri sürülmüş önermelerin ve bunların özelliklerinin saptanması, sınıflandırılması, eleştiri ve değerlendirme süzgecinden geçirilmesidir.
İkinci olarak, göçebe devletin ontolojisi -ne’liği- üzerine düşünmek gerekli görünmektedir. Kısaca Oluş adını verdiğimiz bu boyutta açıklığa kavuşturulması gereken çok sayıda soru vardır: Göçebelik nedir? Göçebe devlet nedir? Tarihsel olarak bunlar hangi halklar ve devletlerdir? Göçebe devletin yerleşik devlet karşısındaki konumu nasıl anlaşılmalıdır ya da açıklanmalıdır? Bozkır coğrafyasında göçebe devletin ortaya çıkışını mümkün kılan koşullar neler olmuştur? Aynı devletin çevresiyle olduğu kadar kendi geçmişiyle, nüfusuyla, ülkesiyle kurduğu ilişkiyi nasıl düşünmek gerekir? Bu bağlamda göçebe toplumları bir arada tutan kültür/ideoloji, iktisadi faaliyet ve siyaset üzerine neler söylenebilir?
Üçüncü olarak, göçebe devletin morfolojisi -nasıllığı, göçebe devletlerin somut görünümleri üzerinden örgütlenme ve işleyiş mekanizmaları üzerinde durulması gereken boyutlardan biridir. Kısaca Tipoloji adını verdiğimiz bu boyutu düşünmek, göçebe devletin somut genel görünüm şemasını çıkarmayı amaçlamaktadır. Hangi devletlerin göçebe devlet olarak nitelenebileceğine ilişkin kuramsal bir set oluşturmak, en azından bu yolda doyurucu bir mesafe almak çok yararlı olur. Göçebe devlette yöneten – yönetilen mekanizması nasıl kuruludur? Örgütlenme ve yönetim mekanizmalarının özellikleri nelerdir? Merkeziyet -ademi merkeziyet dengesi hangi dinamiklerce belirlenir? Göçebe devleti alt-tiplere ayırabilir miyiz; alt-tipleme hangi kriterlere göre belirlenebilir? Aynı ve farklı alt tiplere mensup göçebe devletler arasındaki ilişkiler, devletin tipolojisinden ne ölçüde etkilenmektedir?
Farklı disiplinlere ait alanyazında “devlet olmadıkları halde büyük uygarlıkları aşarak egemenlikler kuran bu küçük halklar”ın tarihte bu rolü nasıl olup da oynayabildikleri hayretine, Avrupamerkezci yönlendirmelerin ağırlığından kurtulmadan açıklama getirmek güç görünmektedir. Çalıştay’ın bu hayret halini aşmaya yardımcı olması, ülkemizin tarihsel geleneğine ve göçebe toplumlarla sürekli ilişki halinde olmuş diğer toplumların tarihsel özelliklerine bilimsel doğrulukla ışık tutması beklenmektedir.

